Ocak 2007


Beklenen oldu
Koptu fırtına
Kaptan!
Uğraşma nafile
Kırıldı dümen…
Gel hele oturalım şöyle anlat
Vardır hepimizin bir hikayesi
Gemi bulur nasıl olsa döneceği limanı
Bıraktığın yakamozlar
Kaybolmadılar daha…

Kaptan geldi, oturdu. Başı avuçlarında,
“Ben yaptım” dedi “her şeyin suçu ben de”
Kıyan benim rahimdeki cenine
Kenetli bakışları koparan
Demirler dolaşır parmaklarımda
Rotam belliydi ayrılırken limandan
Pusulamın ibresi kilitliydi hedefe
Ama yetmedi durgun sular
Çeldi aklımı okyanuslar…
“Ben yaptım” dedi tekrar “her şeyin suçu ben de”

Ölüm ne garip şey.. içimizden bir şeyler çıkıyor ve biz bomboş bir halde kalıveriyoruz..
Uzanan ellerimiz, gülümseyen bakışlarımız, sıcak bedenimiz; her biri soğuk, her biri boş, öyle boş…

Kaldırımlar yürüyor ben duruyorum, her şey herkes hareket ediyor; akşamın karanlığı çöküyor üzerime sonra dükkanların ışıkları…anlatamamak ne kötü… ellerimle buruşturuyorum yüzümü; kullanılmış kağıt gibi fırlatıp atıyorum kaldırıma… duruyorum öylece… gelenler geçenler… iteleniyorum biraz daha… bana benden başkası dönüp bakmıyor anlıyorum… kaldırıyorum buruşturulmuş yüzümü, uymuyor eski yerine iğreti duruyor; aldırmıyorum… ne hissettiğimi bilmiyorum… ölmüş olabilir miyim bilmiyorum… gelip geçenler koluma dirseğime çarpıyor, sarsılıyorum ölmüş olamam; bilmiyorum… ama hissetmiyorum, duruyorum buruşuk yüzümle; kollarım kenetli birbirine… sanırım kaybettim zamanı…

Biraz daha farkına varıyorum hayatın, bakıyor göz bebeklerim öyle boş, öyle boş…

yas-k.JPG

“Yıkıldı saraylar,
kanlı gömleği sırtına alan herkes Yusuf’um dedi”
kan ne kadar masum, ne kadar temiz
gömleklerden yalan damlıyor,
ihanet, günah ve ateş

Yusuf, sen kuyularda
Sûretlere urba olmuş gömleklerin
Kara örtüler altında Züleyha’nın kalbi
Dağıldı, her sûreti sen sanmaktan
Seni andıran her gölgeye râm olmaktan
Yusuflar çok, “Yusuf” hiç yok Yusuf
Yusuf yok.

Züleyha bildi Yusuf
Yusuf bulunmazmış
Kalmalıymış kuyularda
Aramakmış en güzeli

yol.JPG 


Ben bu değilim…

Her şeyi yarım olan bir hayatın arasına sıkışmışım, üzerime geliyor dünyanın duvarları her tarafımdan, kendimi, kendime hapsediyor, kemiklerimin çatırdadığını hissediyorum, dağılmak üzereyim.  Dağılıyorum…Bir savaş var, taraf değilim, saldıran değilim, savunan değilim. Hayat değilim, hayat benim değil, ama ortasındayım; bu savaşın  ordusuyum, nelerden oluştuğumu bilmediğim; başım yok, dağılıyor gövdem. İtiyor yumruklarla arkamdan hırslar, hevesler git diyor, bu senin savaşın; direniyorum. Sapladım ayaklarımı yere, bileklerim sancıyor bileklerim kanıyor, direniyorum. Ah! Ne hevesler, ne hırslar, ne avuçlarıma hapsettiğim mevcudiyet tatmin etmiyor, bilmiyorlar, itiyorlar yumruklarla…  

Ne ölümü ne ölmeyi düşünmek çıkarmıyor çıkmazlardan, bulamıyorum. Dağılıyorum…Bütün bunlar arasında hissettiğim bu engin duygular nedir? Nereden? Nereden duyduğum bu ses: “Kapat gözlerini, bu sen değilsin, bu hayat senin değil, kaç!” Ellerim ayaklarım bağlıyken, kaçmaya çalışıyorum, kumlar serpiliyor üzerime, bileklerim acıyor; acıyorum, kanıyorum, dağılıyorum. İçinde kaçma duyguları varken kıpırdayamamak nasıl bir duygu bilir misin?! Hızını alamamış kısrak gibi hissedersin, sonunda çatlayacağını bile bile koşarsın koşarsın, kıpırdayamazsın, çatlarsın, dağılırsın… 

Yine o ses! Kaç diyor, sen bu değilsin! Sonu olmayan bir yoldasın son sürat, başının üstünde bulutlar yarış halinde, gökyüzü masmavi, yol kenarlarında nerelere bağlandığı bilinmeyen elektrik direkleri ve alabildiğine uzanan yeryüzü… Arkanda ve önünde hiç… Kaç! Yüksek ve derin kanyonların tepesinde ellerin açık yüzün rüzgarda, dünyayı gör, hisset, duy uçuran tınıları… Ne önce ne sonra… Unut zamanı, kanunları, bırak bedenini boşluğa… Şiirler yazdıran kızıl çöl geceleri ol, serap ol, vaha ol! Kaç! Kaç! Mısır’ın tanrıçaları tapınmada…Sultanlara yol yok… Gidilecek yerin kalmadığında, sığınacak kucak bulamadığında gel!

insan-press.JPG

Bilinenin hissedilememesi sancısıyla… 

Yeşermeye durmadan kalbim, Susun! Susun…

BilmemeliyimKaldıramaz daha fazlasını bedenim… 

Rabbim!Geldim!Başka kimi var açılacak ellerimin…

“Kemeseli’l-hımar yahmilu asfara”dan kurtaracak kim?!

Duyur nefhasını nurunun,

Cuş-i huruşla savrulsun ruhum,

Rabbim! Geldim!

Sensin hem ilkim hem sonum… 

Bir savaş varsa taraf değilim

Saldıran değilim, savunan değilim…

Hayat değilim, hayat benim değil…

91.jpg

Ufuklarda kahırlı kervanlar görünür
Geçer kentlerden kovulan yolcular,
Başları önlerinde
Ben düşü peçeli ceylan
Bulmak için izini kaçarken saraylardan
Ezildim ayakları altında bir süreğin
Sürüldüm her gün yeniden
Anıldı adım günahkârlar arasında
Kovuldum
Kara tövbelerim
Sığınağım harabeler
Harabeler kumdan Yusuf
Harabeler harabe
Az bile kalmadım Yusuf
Anlatıldım mı sana
Hayalin miydim
Kâbusun mu
Anlat bana

Döndün mü
Düşlerim nerede Yusuf

Yusuf Yusuf Yusuf

weyt-k.JPG

Yusuf
Döndün biliyorum
Gözlerimde gözlerini görüyorum
Ben buldum seni Yusuf
Gidiyorum
Çık kuyulardan

Tüm utancı yüklenip öyle çıkmıştım aramaya
Aldırmadan suçlanmalara, alaylanmalara
İnsanların tırnaklarından kaçmak için gittiğin ormanlar
karanlıklarını üzerine salıp alınca derinine
Çıkarıp tüm mücevherleri, kaba bir abayla
kara peçeler takındım
Biliyordum horlanacağımı hatta yadırgadım başlarda
Ama korkmadım, yürüdüm
Gideceğim yer yok, yol yok, azık yok, bilge yok
Tek varlığım kokun, buydu adresim
Uğradığım her gölgelik duyunca leylak kokularını
Saldı dallarını sırtlan dilleriyle
Hevesti, her birindeydi
(dahası…)

Nasılsın demek zorunda olmaktan
İyiyim demek zorunda olmaktan
Zoraki gülümsemelerden
Her türlü bağdan
Kelimelerden, cümlelerden
Durağanlıktan
Her gün aynı güne uyanmaktan
Bugün de bitti demekten
Korkmaktan
Günahtan
Seviyorum demekten
Seviyorum deyip çekip gidenlerden
Vaatlerden
Sözlerden
Gecelerden
Günlerden
Evden
Odamdan
Her şeyden
Gereksiz alışverişlerden
Beş çift ayakkabıdan
Vitrinlerden
Mankenlerden
Reklamlardan
Filmlerden
Romantizmden
Şarkılardan
İndirimlerden
Kredi kartlarından
Bizden Sizden Onlardan
dan dan dan…
sonsuz kere…

Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim.
Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın
başından başlayabilirim.

İsmet Özel

Sonraki Sayfa »